 5167 sayılı BasınKanunun 14. maddesinde cevap ve düzeltme hakkının nasıl kullanacağıifade edilmektedir. İlgili Kanun maddesini aynen aktarıyorum.
“Düzeltme ve cevap MADDE 14. - Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içindegöndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunanmenfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdürhiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyıaldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlardayazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgiliyayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekildeyayımlamak zorundadır. Düzeltmeve cevapta, buna neden olan eser belirtilir. Düzeltme ve cevap, ilgiliyazıdan uzun olamaz. Düzeltme ve cevaba neden olan eserin yirmisatırdan az yazı veya resim veya karikatür olması hallerinde düzeltmeve cevap otuz satırı geçemez. Süreliyayının birden fazla yerde basılması halinde, düzeltme ve cevap yazısı,düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına sebebiyet veren eserinyayımlandığı bütün baskılarda yayımlanır. Düzeltmeve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içinde yayımlanmamasıhalinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birincifıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayımtarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi,bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya buKanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesiniisteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşmayapmaksızın, karara bağlar. Sulhceza hâkiminin kararına karşı acele itiraz yoluna gidilebilir. Yetkilimakam üç gün içinde itirazı inceleyerek karar verir. Yetkili makamınkararı kesindir.” Yukarıdabelirtilen yasa maddesinde açıkça görüleceği üzere, düzeltme ve cevaphakkının kullanılması için öncelikle hukuka aykırı bir yayın olmasıgerekmektedir. Burada hukuka aykırılığın temelini, yasa koyucu şeref ve haysiyeti ihlal edici veya gerçeğe aykırı yayın şeklinde düzenlemiştir. Hakkında yayım yapılan kişi, o yayımdan bir şekilde “şeref ve haysiyetine halel geldiğini” veya hakkında yayım yapılan konunun “gerçeğe aykırı olduğunu” düşünüyorsa, cevap ve düzeltme hakkını kullanabilecektir. Cevap ve düzeltme hakkını kullanmak isteyen kişi yayım tarihinden itibaren 2 ay içerisinde “cevap ve düzeltme metnini” ilgili süreli yayının sorumlu müdürüne göndermek zorunda olup, uygulamada cevap ve düzeltme metninin süresinde ilgili basın kurumuna tebliğ edilmesi de yeterli görünmektedir. Kanundacevap ve düzeltme metninin hangi şekilde basın kuruluşuna tebliğedileceği açıklanmamakla birlikte, bu konuda en sağlıklı yol olarak noterden gönderilecek bir ihtarname önerilebilir. Bu şekilde hem gönderilen cevap ve düzeltme metninin tarih anlamında süresinde yapıldığı onaylanmış olur ve hem de gönderilen ihtarnamenin arkasına noter tarafından şerh düşülecek olan tebliğ tarihi sayesinde ilgili basın kuruluşunun cevap ve düzeltme metnini yayımlama süresi tespit edilmiş olur. Eğer gönderilen cevap ve düzeltme metnine rağmen, ilgili basın kuruluşu tarafından gerekli işlem yapılmazsa, ilgililerin sulh ceza mahkemesine başvurup, mahkeme aracılığıyla bu haklarını kullanmaları mevcuttur. Biliyorsunuz 20 Haziran 2008 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde Özgen Acar imzalı yazıda son derece “cahilce”kaleme alınmış bir takım ifadeler kullanıldı. İlgili makalede geçenifadelerin, bahsedilen konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan,araştırma lüzumu bile hissetmeden, “ucuz” bir mantıkla yazıldığı çokaçık bir şekilde farkedilmektedir. Yazı yayımlandıktan sonra gelişmeleri takip etmeye çalıştım. Ancak Sayın Bahattin Ayhan ve Sayın Hakkı Duran’ınkaleme aldığı yazılar ve bazı hemşehrilerimizin yorum ve forumlardakitepkileri dışında başkaca bir tepkiye rastlamadım açıkçası. Yukarıdazikrettiğim yazarlar ve bazı hemşehrilerimiz dışında, bilmediğimtepkiler oldu ise affola. Ancakbu kadar önemli bir konuda en azından sivil toplum örgütlerimiz biraraya gelip ortak bir bildiri yayınlayamazlar mıydı? Bu tepkiçerçevesinde ilgili basın kuruluşunun önünde basın açıklaması yapılamazmıydı? Veya en azından Valilik veya Orta Kaymakamlığı’nın internetsitelerinde yazıyı protesto eden metinler kaleme alınamaz mıydı? Bunlartakip edebildiğim kadarıyla yapılmadı. Eğer yapıldı ise lütfen bukonuda beni düzeltin. Yukarıdaayrıntıları ile naklettiğim Basın Kanunun 14. maddesi bir çocuğun bileanlayabileceği derecede son derece basit ve kolay anlaşılabilirhükümler ihtiva ediyor. Kanun diyor ki; eğer bir haberden dolayı “şeref ve haysiyetine halel geldiğini düşünüyorsan” veya haber “gerçeğe aykrı” ise, git süresi içerisinde bu hakkını kullan ki, her önüne gelen istediğini yazıp çizmesin. Ancak Kanun bu hakkın kullanımı süreye bağlamış, süre de 20 Ağustosta doluyor. Bukonu hakkında yetkili makamların veya sivil toplum örgütlerinin neleryaptığını bilmiyorum. Aynı zamanda, yine bu süre zarfında ilgili basınkurumuna yukarıda belirttiğim şartları taşıyan bir başvurunun yapılıpyapılmadığını da bilmiyorum. Ama eğer cevap ve düzeltme hakkına ilişkinKanun tarafından bize bahşedilen bu hak kullanılmadı ise, “şeref ve haysiyetimizi” fazlasıyla rencide eden ve ayrıca “gerçeğe aykırı” olduğu bal gibi ortada olan bu söylemler karşısında “susmak” doğru mu? Konununtakibi, bir yöre halkını ilgilendirmesi sebebiyle -bireysel tepkilerbir yana- ilgili kurum ve sivil toplum örgütlerine düşmektedir. Tepkilerifaks, e-mail ve mektup vb gibi vasıtalarla dile getirmekten ziyade,konu hakkında yetkililerin ve sivil toplum örgütlerinin Kanunun aradığıgerekli müracaatı yapmaları önem arz etmektedir. Çünkü bir yöreinsanının haysiyet ve şerefi kırılmıştır. Yetkililerve sivil toplum örgütleri tarafından cevap ve düzeltme hakkıkullanılmadı ve ilgili gazete tarafından bu makalede geçen ifadelerdüzeltilmedi ise, acilen harekete geçilmesi şarttır. Bunu bir vatandaşolarak “ÇANKIRI” ismini kullanan tüm kurum ve kuruluşlardan istemeninen doğal hakkımız olduğunu düşünüyorum. Yoksa “ÇANKIRI” ismini kullanmak bir tabeladan öteye geçmeyecektir.
İbrahim Zencirci'nin Yorumu
Çankırı adını taşıyan, dernek, federasyon, vakıf, belediye, v.s.önümüzdeki yerel seçimlere hazırlandığından, şu anda meşguller.Hemşerilerini "Çavuş Üzümü Hevengi" gibi bir araya getirip, gümüştepsilerde ikbal bekledikleri siyesetçilere sunmak üzere çalışmaktalar.Onlar sanıyor ki bir daha başa geçecekler. Çankırı adını kullanarakyerel siyasette tekrar söz sahibi olacaklar. Halbuki bilmiyorlar kiharmanın sonu geldi.. O nedenle merak ettiğiniz bu gibi basit işlerleuğraşmazlar. Onlar Çankırılı'yı tekrar aldatma, kandırma peşindeler,hemde çoluk çocuğu, belik beşiği ile bu işe soyunmuşlar. Onlar ki; Birdönem daha Çankırı adını kullanarak haram kazançlarına, haram katmaderdindeler. Bir yerlerini yırtarçasına başka konularda yırtınmaları buyüzden. Az kaldı göreceğiz encamlarını... |